8 Mart 2017 Çarşamba

Deneysel Kısa Film - Experimental Short Film: Bak - Look // Yönetmen - Director: Gülten Ağrıtmış




Deneysel Kısa Film - Experimental Short Film: Bak - Look
Yönetmen - Director: Gülten Ağrıtmış
Senaryo: Gülten Ağrıtmış

Oyuncular:
H. Deniz Çakır
Bengisu Arıkan Rivailler
Ayten Arıkan
Hande Akbaş

Müzik - Music
Allemande - Wahneta Meixsell
Mart 2017 //  İstanbul - Türkiye


Yapım Yılı: Süresi: Mart 2017 – 6:46
Grable bombası...





Filmin Kısa Konusu: Doğuyoruz yaşıyoruz düşünüyoruz öldürülüyoruz…
Theme: We are being born, we are alive, we think, we are being killed

Katıldığı Festivaller
15. İstanbul Ulusal Kısa Film Festivali 2017
Konak Belediyesi Tarık Dursun K. Kısa Film Festivali 2017
3. Art Nicomedia Kısa Film Festivali 2017














Gülten Ağrıtmış Web


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır/
81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları yazara aittir.

13 Şubat 2017 Pazartesi

Şiir: Akik Rengi Gözlerin // Yazan: Gülten Ağrıtmış







































Akik Rengi Gözlerin
Sesinin notası okyanusta beste
Gülüşün ayda bir şelale
Elmas mı? desem Pırlanta mı?
Kuvars mı? desem Yakut mu?
Yeter mi seni anlatmaya...
Güzel İnsan
Kahverengi akik rengi gözlerinle
Ruhunu tuttuğum bir evrendin sen…
Yumuşak bir kedinin mırıltısı gibiyken
Akik rengi gözlerin
Ne de güzel bakardı işte
Kahverengiyi sende sevdiğim insan
Kahverengi akik rengi gözlerin
Yorgunlukları alıp götürürken
Her halka senin içindeki her rengi sunarken
Pervane gibi dinamik bir etkisin ruhlara…
Bir kırlangıç gibi hür ve gururlu
Mutlu mutlu yaşarsın sırça köşkünde…
14 Şubat 2017

Gülten Ağrıtmış






16 Ocak 2017 Pazartesi

Öykü: Savrulup Giden Takvim Yaprakları // Yazan: Gülten Ağrıtmış



Savrulup Giden Takvim Yaprakları
Sana doğru gelirken sana asla sahip olamayacağımı biliyordum. Seni aldığımda iş yerinden ve sana yemek ısmarladığımda yemeğinin eksik olan tuzu için elimde iki tuz poşetini taşırken o an takvim yaprağının ilk günü gibiydim. Yemeğini bitirip üstüne sıcak çikolatanı içerken şeker istediğinde sana şeker poşeti alıp büfeden, yanına koşa koşa gelirken bu sefer hızla takvim yapraklarının üstümden sıyrılıp gidişini fark ettim. Sana yaklaşana kadar kaç yaprak kaç aya denk gelmişti, kaç ay kaç yıla… Savrulup gidiyordu hızla üstümden yapraklar.  Yanına kıvrılıp oturduğumda yıllar, yıllar geçmişti benim için. Oradan kalkıp bir giyim mağazasına gittiğimizde, aynada kendimi gördüğümde kendimden kaçmak istedim… Elinde bir kazak giyim odasına girip üstünde denemek istediğinde, sende gel deyip giyim odasına yanına çektiğinde beni; ben, ben değildim! Kimdim? Ayna da kendime baktığımda göz ucuyla aynayı taşla kırmak istedim. Sen görmeden hızla aynaya taşı vurdum. Ayna dururken, elimde taş ufalandı, aynadaki ben takvim yapraklarıyla beraber savrulmaya devam ediyordu. Engel olamıyordum tükenişime. Sen eğilip beni dudaklarımdan öperken bir şey yanlış gidiyor dedim dudakların dudaklarıma yaklaştığında inanılmaz derecede heyecanlanırken. Titrerken, gözlerine baktım o an uzun uzun. Benimsin demek istedim; benimsin. Sadece benimsin, vermem seni kimseye. Hiçbir zaman dedim içimden kendi kendime. Gözlerine baktım o arada, uzun ve derin. Ağlamak geldi yosun rengi gözlerinin içinde…
Senle devam ettim yola... Kapının önüne kadar götürebilirdim ama gitmedi ayaklarım. Ters giden bir şey vardı. Takvimin yaprakları yollara, her adımımda uçuşuyordu bedenimden. Telefonuna baktın eski sevgilindi arayan ve inanılmaz sevinmiştin yanımda ve bu sabahta yarın onunla ilk öpüştüğün gün olduğunu söylemiştin, sonra ondan ayrılınca ne kadar hasta olup yataklara düştüğünü; ben bunları biliyordum ve dinliyordum…
Onunla buluşacaktın, anlamıştım. Takvim yapraklarım, savruluyordu üstümden...
Orada ayrıldım senden. Sana el sallarken senin benden sonra onu arayacağını ve onunla buluşacağını bilmeseydim keşke önden hissetmeseydim dedim içimden. Seni görmek adına çıktığım yoldan dönerken takvim yapraklarımın kalan sayfaları dökülüyordu yollara. Bir buçuk saatin sonunda evime döndüğümde yine de evine vardın mı diye aramıştın beni. Sen tekrar sokağa çıkmıştın bile. Yanında o mu var dediğimde evet o var dedin. Beni aramana sevinmeli miydim? Yanında o var diye üzülmeli miydim? Bunu daha milyon kez yaşayacağımı bile bile senle devam mı etmeliydim? Telefonu kapadın ve ben bir takvim yaprağının daha kendi kendine düşmesini bekleyemeden elimle kendimden çektim aldım savrulan yıllarımdan bir günümü daha hızla. Yırttım attım o sayfayı alelacele. Durulduğumda, takvim yaprağının devamı yine kendiliğinden savrularak düşmeye devam etti. Her yaprak bir güne bir gün bir aya bir ay bir yıla gibi savrularak düştü. Eksilen takvim yapraklarını sadece seyrediyordum. Yosun rengi gözlerini gözlerimin önüne getirip içinde kaybolurken gözyaşlarımı sana verip, sadece benim olmanı isteyip, geriden de sensizliğimin sayfalarını seyrediyordum.
Gülten Ağrıtmış
2009




Fotoğraf: Hürrem Yangın Tahmazoğlu

14 Ocak 2017 Cumartesi

Öykü: Decoder - Şifre Çözücü // Yazan: Gülten Ağrıtmış




Decoder – Şifre Çözücü

Masada o kahve falına bakarken onun ellerini seyretti. Yakınına kadar getirdi fincanı. Eli çok yakındı kendine… Baktı… Ne güzeldi elleri… Ne güzeldi baktı onlara… o güzel ince parmaklara, tüm zarafetiyle işte yakınındaydı onun eli… Eğilip öptü o güzel eli üstünden… 
O fincanı tutmaya devam etti. Ona baktı. Onu dinlemeye devam etti. Ona uzun uzun baktı dinlerken. Tam o sırada biri geldi decoder olarak masaya oturdu…
Etraftaki insanların hepsinin masasında decoder vardı…
3 Ocak 2017

Gülten Ağrıtmış



Gülten Ağrıtmış Web


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır/
81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları yazara aittir.




5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır. / 81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları yazara aittir.

25 Aralık 2016 Pazar

Şiir: Başka Eller // Yazan: Gülten Ağrıtmış










































BAŞKA ELLER
Gözlerim ayrık bir el ağzımı kapamış
Sus diyor sus konuşma
Buğulanmış camı siler bir el
Dışarısına bakar görebildiği gösterilen kadar
Bir bıçak saplanmış sırtıma
Bedenim acı içinde tırnaklarım duvarı tırmalar
Kırık aynalar sarmış etrafımı
Kırmızı her yerde
Kanlı beynimdeki kelimeler
Tutsak demirlerin gerisinde cümleler
Mumyalanıp sargıya sarılı
Gören göz kapının kilidinden bakar
Oda karanlık delik aydınlık
El fenerlerini yakar insanlar
Kuru bir ağaç dalı uzanır içeri
Dalda bir ip sallanır
Kaçar sevdadan
Yol kıvrılmış önünde kum torbaları
Oturur kalır olduğu yerde
Yapabileceği ancak budur
Bir el ağzımı kapar
Üstünde başka eller…
28 11 2016
Gülten Ağrıtmış





Gülten Ağrıtmış Web


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır/
81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları yazara aittir.

24 Aralık 2016 Cumartesi

Kısa Film: Soluk // Sanat Yönetmeni: Gülten Ağrıtmış

28. İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali

Kısa Film: Soluk
Yönetmen: Buğra Kekik
Sanat Yönetmeni: Gülten Ağrıtmış


Deniz Bozkurt - Cihan Özdeniz - Dilek Altun - Hakan Bilgin - Alparslan Ekmekyapar - Oğuz Öztaş - Derviş Genç - TC Burçin Bozkan - Esma Ayşe Karagay - Duygu Urgan - Ferhat Çetin -
Batuhan Çelik - Sezer Bildiren - Mehmet Serhat Gürsoy











Gülten Ağrıtmış Web


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır/
81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları yazara aittir.

28 Kasım 2016 Pazartesi

Şiir: Bir Saniyenin Hasretisin // Yazan: Gülten Ağrıtmış





Bir Saniyenin Hasretisin
Bir köpek dolanır ıssız sokakta
Denizin damlaları hasret yanımda
Işıklar yanıyor yeşil lamba işte sen ordasın
Uzanmak isterim hemen sana
Bilmiyor seni kimse ben bile bilmiyorum
İşte yine telefon çalıyor… Boşlukta sesi
Bakıyorsun o temiz ılık berrak bakışınla bana
Gözlerimde gözlerin
Acır gözyaşım kalbim sıkışır gökyüzü yeryüzü olur…
Yollar kırılır evler ikiye bölünür sen bölünme diye…     
Seni anlatmak seni mümkün mü?
Yollarda kalbim sıkışır nefes alamam
Seni görmek istersem sesini duymak istersem
İş bitiren parmaklarını o becerikli ellerini görmezsem
Yokluğun olursa ya
Dev taşların altında ezilmez miyim?
At şahlanır açık cam pencerenin önünde
Sen vişne reçelini sen yersin ya
Ne de güzel yersin ekmek ve peynirle…
Sana baktım hep
Sana bakmak denize bakmak gibi huzur verirken
Yeni doğacak günü beklerim
Bir saniyenin hasretini
Seni göreceğim dakikanın sabahını…
Bana bakan saatte gülümseyen yüzünü
Çizdim işte seni denizin tüm damlalarına…
Yüzerim olmazsa denizinde
Sen benim mucizemsin bu hayatta…
26 Kasım 2016

Gülten Ağrıtmış
Müzik: In Albany New York 2:13 The 126ers
https://www.youtube.com/watch?v=WUlDg7rg6FY

İkinci
Şiir: Bir Saniyenin Hasretisin
Yazan: Gülten Ağrıtmış
Model: Hande Akbaş
Seslendiren: Ekrem Tamer
Fotoğraflar: Gonca Papasotiriou - Ecozen
https://www.youtube.com/watch?v=TlctFctpgRk




Gülten Ağrıtmış Web


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır/
81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları yazara aittir.