28 Eylül 2014 Pazar

Gulten Agritmis - Haber - Son Medya


Haber - Son Medya
http://www.sonmedya.com.tr/haber/3258/usta-yonetmenden-yeni-film-tasma-coller.html

... // ...

Alıntı

Usta yönetmenden yeni film: 'Tasma - Coller'

Kısa filmlerin usta yönetmeni Gülten Ağrıtmış’tan yeni bir film: ‘Tasma – Coller’...

Sayısız kısa film festivaline deneysel filmleriyle katılıp senaryodan kurmacaya ödülleri bulunan; fotoğrafçılık ve karikatür dallarında ulusal ve uluslararası ödüllere imza atan Gülten Ağrıtmış, izleyici karşısına yeni bir filmle çıkıyor: ‘Tasma – Coller’...

Marmaris Kısa Film Festivali’nde ‘Deneysel’ kategoride yarışacak olan film, aynı zamanda TÜSİAD’ın düzenlediği ‘Kadın Erkek Eşitliği’ temalı yarışmada da yer alacak.

Bu yılın başlarında ‘Annem Derdi ki’ adında bir de şiir kitabı çıkaran; Ömer Seyfettin Öykü Yarışması’nda ‘Özel Öykü Ödülü’ sahibi olmasının yanı sıra, geçtiğimiz yıl “Tak Tak” isimli şiiriyle de Nâzım Hikmet 50. Yıl Şiir Mansiyon Ödülü’nü alan usta yönetmenin yeni filmi ‘Tasma’ için tanıtım metninde şöyle deniliyor:
“İlişkide aldatıldığınız halde özür dilemek, iki tarafın alışkanlığı, iki tarafın ilişkiye bağımlılığı... Kul köle olmak... Bir ilişkide verilen ödünler kişiyi nasıl durumlara düşürebilir?”

Usta yönetmenin, 2. Setem Akademi’nin düzenlediği yarışmada, ‘Çıplak – Naked’ isimli kısa filmi de Jüri Özel Ödülleri’nde 100 film arasından 13’üncülüğe değer görülmüştü.
http://www.youtube.com/watch?v=hdgkQ6yYgQA ( Filmi İzlemek için Tıkla )
Tasma – Coller

Kısa Film – Short Film
Yönetmen & Senaryo – Director and Scriptwriter: Gülten Ağrıtmış
Oyuncu – Cast: Ülker Osmanoğlu & Ali Yılmaz
Görüntü Yönetmeni – Director of Photography: Abdurrahman Kurt
Montaj – Editing: Gülten Ağrıtmış
Kameraman – Cameraman: Kamera 1: Abdurrahman Kurt – Kamera 2: Gizem Gürler
Ses operatörü – Sound mixer: Hüseyin Ersin Ferat
Boom Operatörü – Boom Operator: Terlan Haqverdiyev
Sanat Yönetmeni – Art Director: Gülten Ağrıtmış – Yazar
Afiş Tasarım – Tanıtım: Poster Design – İntroduction: Gülten Ağrıtmış
Çeviri – English Translation: Hazal Arıkan
2014 – July
İstanbul – Türkiye


Gulten Agritmis Web
https://vimeo.com/gultenagritmis/videos
http://www.facebook.com/pages/Gülten-Ağrıtmış-Yazar/103823253826?fref=ts,


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır. / 81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları saklıdır yazara aittir.
No.5846 accordance with the law of intellectual and artistic Works, all kinds of parts of the work as a whole for the moral and material rights reserved.

1.Marmaris Uluslararasi Kisa Film Festivalinde CIPLAK - TILSIM - TASMA Filmleri Yonetmen GULTEN AGRITMIS



1.MARMARİS ULUSLARARASI KISA FİLM FESTİVALİ
26 EYLÜL 2014 SAAT 17:00
ÜÇ FİLMİM GÖSTERİMDE
''ÇIPLAK''
''TILSIM''
''TASMA''
YÖNETMEN VE SENARİST -GÜLTEN AĞRITMIŞ-
FESTİVALDE SEYİRCİSİYLE BULUŞTU...





















































Gulten Agritmis Web
https://vimeo.com/gultenagritmis/videos
http://www.facebook.com/pages/Gülten-Ağrıtmış-Yazar/103823253826?fref=ts,


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır. / 81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları saklıdır yazara aittir.
No.5846 accordance with the law of intellectual and artistic Works, all kinds of parts of the work as a whole for the moral and material rights reserved.

21 Eylül 2014 Pazar

Oyku: Uc Nokta - Yazan: Gulten Agritmis




Üç Nokta
Gözlerime çatal sapladım. Dört delik açıldı. Kanlar fışkırdı, dört delikten. Artık görmüyorum. Körüm, kör. Kanlar her tarafımı sarmış. Kör gözümle bedenim kanlar içinde yüzmekte. Görmüyorum artık ne çirkeflikleri, ne yanlışlıkları, ne iğrençlikleri, ne pislikleri, ne mutsuzlukları, ne huzursuzlukları, hep beraber geçen hayatımın sahnelerinde var olup da hala varlığını sürdüren o insanların yüzlerini görmüyorum.
Beynime giriyor ellerim. Bir sinir var orda, hatırlama işlevimi sürdüren. İşte o siniri yakıyorum. Cayır cayır. Hayrettir. Haz duyuyorum delik gözlerimden, yanmış sinirimden.
Görmeyen gözlerle kalçamı kesiyorum. Sonra göğüslerimi. Göğüslerimi kalçalarımın yerine, kalçamı göğüslerimin yerine takıyorum.
Oturuyorum. Değişik bir his beni alışkanlığımdan uzaklaştırıyor. Kalçamın yerinde duran göğüs uçları ezildi oturunca. Kalkınca dikleşti. Kilotumda yeni bir çift göz gibi kabarıklık yaptı. Sütyen takmak ise saçma sanki, gizlenecek göğüs uçlarım yok artık, sadece dik dursun diye kalçalarıma sütyeni taktım yine.
Göbeğime bakıyorum. Oyarak çıkarıyorum. Saçımı derimden kazıyorum. Saçla dolu kafa derisini oyuntuya yerleştirmeden önce bağırsağımın bir kısmını dışarı sarkıtıyorum. Belki buda moda olur.
Göbeği kafatasımın üzerine yerleştiriyorum. Kafatasımın bir kısmı açıkta kalıyor, karışmıyorum. Görünsün.
Kulaklarımdan birini üst dudağıma, ötekini alt dudağıma yerleştiriyorum. Üst dudağımı bir kulağımın, alt dudağımı da diğer kulağımın yerine takıyorum.
Dört delikli gözlerimden birini burun deliklerimden biriyle, diğer dört delikli gözümü de diğer burun deliğimle yer değiştiriyorum.
Yapışkanlarım, çivilerim bitmek üzere. Gidiyorum bakkala. Kulaklarımda bol bol yapışkan, lazım olur diye çivi, vida istiyorum. Burun deliklerimi görmeden bakıyorum. Adam da bana bakıyor. İçimden adama ''delimi ne?'' diyorum. Elimle parayı uzatıyorum. Korkarak uzanıyor.
Orda bayılıp kalan adamı gerimde bırakıp elimdeki poşetle evime dönüyorum. Benim olmayan evin, benim olan odasına.
Bacağımı kesip, kolumla yer değiştiriyorum. Önce birini sonra ötekini. Ayak parmaklarımla el parmaklarımı da değiştiriyorum. Kan kaybediyorum. Bedenim yaşıyor. Kimsenin anlamadığı bu ruhla, ''ben'' le kaplı bu beden gerçekten özeldi. Bu dünyada böyle olabilen özel bedenlerden biriydi belki de, kimsenin algılayamadığı, tek düzeliği yıkan, yok eden.
Aynaya gittim. Burun deliklerime baktım. Picasso'nun resimleri bu bedenin karmaşası karşısında sadece seyirci kalabilirdi.
Kapı çaldı. Açtım. Sevgilim. O da benim gibi özel. O da bozmuş kendini. O bana baktı, ben ona. Daha vakit dolmadan o benden, ben ondan bıktım. İnsanı insana bıktırtan bedeni değildi. Neydi peki? Daha dün bıkmışken görsel yapımızdan, dün bıkmışken birbirimizden, bugün bu görsel, muhteşem yapımızdan da bıktık. Bıkmışlık içinde yeniden birbirimizden ayrıldık.
Kapı çaldı. Bu sefer açmadım. Gelenler anahtarlarıyla açtılar kapıyı. Bu evin sahipleri gelir, ailem.
Çıkmadım odamdan önce. Sonra sıkıldım. Çıktım. Beni gördüler, korktular. Heyecanla bağırdılar. Bir şeyler yapmaları gerekirmiş gibi çırpındılar. Bir o yana, bir bu yana koştular. Değişiklik görüntüdeydi. Değişiklik görüntü de olunca fark ediliyordu. Görsel olmayan yanlarımla, görmeden onlara bakıyorum.
Birazdan ağlıyorlar.
Şimdi sakinler.
Kulaklarımı yalayarak yemek yiyorum. Delikli gözlerimle kokluyorum. Dudaklarımla dinliyorum. Görmeyen burun deliklerimle sağa sola bakıp izliyorum her şeyi.
Akşam oluyor. Uyku vakti. Odamdayım. Kolumun yerindeki bacağımla beraber olan elimin parmaklarıyla bir bardak tutuyorum. Diğeriyle yerde biriken kanların birazını bardağa koyuyorum. Ben varım. Varlığımı hissetmek için bedenimde saklı olan, hareketliliğini, sıcaklığını, değişkenliğini, kendine has rengini kendine saklayan o kanı içiyorum. İki kulağın arasından akıp gidiyor içime.
Zevk alıyorum.
Kas liflerinin hepsini sızlayan bedenimin birçok yeriyle yer değiştirmeye yelteniyorum. Sonra vazgeçiyorum. Kas liflerini kesip bir tarafa koyuyorum. Kemiklerimi görüyorum. Dokunuyorum kemiklerime, sertliğini hissediyorum. Görmeyen burnumla bakıyorum bu kemiklere.
İç organlarıma sataşmıyorum. Onlar da görünmeyende. Beynimdeki düşünceler, duygular, nefret, kin, aşk, hayallerim, yıkıntılarım, birikintilerim gibi.
Yattım. Uyudum. Burun deliklerimde göz kapağı olmadığı için kapanmadı görmeyen gözlerim.
Bir rüya sandım. Belki bir rüya dedim. Değilmiş.
Sabaha doğru susadım. Bir bardak su içtim. Beden zayıf düşüp bu dünyadan ayrılırken su içermiş. Benim beden de su içti.
Şimdi ölü içinde yaşadığım beden. Çıktım içinden. Yeni bir bebek doğmuş bugün.
Yeni bir bebek doğmuş bugün, biraz önce. İçinde girdim gizlice. Bekledim bedenin bir köşesinde sinsice. Neden sinsice diye hiç sormadım kendime, öylece bekledim o gizli köşede.
Sakin ve suskun bir volkan gibi lazım olurum belki bir gün diye diye.
1991
Gülten Ağrıtmış


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır/81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları yazara aittir.


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır. / 81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları saklıdır yazara aittir.
No.5846 accordance with the law of intellectual and artistic Works, all kinds of parts of the work as a whole for the moral and material rights reserved.


18 Eylül 2014 Perşembe

Siir: Seni Oldugun Gibi Sevdim - Yazan: Gulten Agritmis - Guncel Sanat Dergisi Sayı 32 Eylül - Ekim 2014





























Şiir: Seni Olduğun Gibi Sevdim
Yazan: Gülten Ağrıtmış
Yayınlandığı Adres;
Güncel Sanat Dergisi
Sayı 32
Eylül - Ekim 2014


SENİ OLDUĞUN GİBİ SEVDİM
Seni olduğun gibi sevdim
Kendine bak cesaretle
Sevgiyi ifade edecek
Kelimelerim kalmadı
Tıngır mıngır
Para değil
Harcanmasın kolayca
Sana bir tek
Kelimelerim
Olduğun gibi
Oluşuna...
Örselenmiş çocukluğun
Bir joker gibi kaçış
Hep
Benden
Yalnız olduğunu
Bilmemek adına
Kabukların var
Portakaldan
Uğraş
Ben ışığımı sunarım sana
Büyü benle beraber
Büyü
Sen de bul ışığını sun bana
Derinim sana
Bak bana
Cesaretim var kırma
Yıllar geçer
Sev yine
Olduğum gibi
Beni kendine
Dene
Bir derviş gibi
Bak içerden
Kulağına fısıldar
Aşk sensin
Sensin diye
Derinden…
Yazan: Gülten Ağrıtmış

14 Temmuz 2014

http://www.youtube.com/watch?v=CjrBHKjnXMs
Şiir: Seni Olduğun Gibi Sevdim
Yazan: Gülten Ağrıtmış
Seslendiren: Ali Yılmaz

http://www.istanbulsiirakademisi.com/

4. ULUSLARARASI CENGİZ AYTMATOV ŞİİR YARIŞMASI
BİRİNCİLİK BÜYÜK ÖDÜLÜNÜ ''SENİ OLDUĞUN GİBİ SEVDİM'' ŞİİRİYLE GÜLTEN AĞRITMIŞ
KAZANMIŞTIR.

ÖDÜL ALAN ŞİİR: Seni Olduğun Gibi Sevdim.






5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır.
81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları yazara aittir.








































Gulten Agritmis Web
https://vimeo.com/gultenagritmis/videos



5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır. / 81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları saklıdır yazara aittir.
No.5846 accordance with the law of intellectual and artistic Works, all kinds of parts of the work as a whole for the moral and material rights reserved.


Oyku: Hala Hırıldıyordu - Yazan: Gulten Agritmis

Hala Hırıldıyordu 
Onu öldürme fikrinden vazgeçemedi! 
Öldürmek mi, yoksa fikrinden vazgeçememek mi? 
Öldürmek! 
Bir elini içinde jöle olan kaba koydu. 
Bir eli jöle dolu kabın içinde jöleyi emerken, diğer eli toprak dolu kabın içinde durdu. 
Toprak kapta olan elini bir süre sonra topraktan çıkardı. Elindeki parmakları uzamıştı. 
Jöleden çıkardığı eliyle uzayan parmaklarını kesti. Parmaklarını keserken kanlar aktı, canı yandı, yüzü gerildi, dişlerini sıktı, bağırdı, boğazı yırtılırcasına bağırdı. Tekrar diğer elini jöleye soktu ve parmaklarını kestiği elini de yine toprağa gömdü. Gözlerini sıktı. Dişlerini sıktı. Bekledi bir süre. Sonra yüzündeki acı ve gerginlik son buldu. İki elini de çıkardı kaplardan. Yıkadı. İki elide son derece güzel ve parmakları yerinde muntazamdı. O gelmeden sofraya güzel bir parmak eti yemeği hazırlamalıydı. 
O manda etini sevmiyordu, balık sevmiyordu, dana kıyma sevmiyordu. 
Onun için parmaklarını her gün uzatır keser ve kuşbaşılık olarak doğrar her gün farklı lezzette yemek olarak pişirir önüne koyardı. Telefondan arar o gün istediği damak tadını söyler onun istediği lezzete göre hazırlık yapardı. 
Kısık ateşte pişerken parmakları artık onunla eskisi kadar görüşmemesi gerektiğini düşünüyordu hep parmaklarını kesip ona yemek pişirmekten yorulmuştu. Onun ise en sevdiği yemek kendisinin parmaklarını yemekti. Onun eve bir şey alması gerekmezdi kendinden bir şey katması gerekmezdi. Uzaktan komutlar verirdi. Uzayan parmakları vardı. Toprağı da vardı. Jölesi de vardı. 
Bir gün sormuştu? Neden jöle ya da toprak almıyorsun sen de diye? 
Kendisi jöle ve toprak alıyordu. Onun da alması gerekir miydi? Kurulu bir düzene gelmişti o da. Yıllardır toprak ve jöle alan biri değil miydi? Devam edebilirdi almaya. 
O da parmak eti yemeği seviyordu. Yediği zaten sadece parmaktı. Kimler, kimler neler yemişti ondan. 
Parça, parça büyük etler kesmiş koymuştu onların önüne. 
Toprağı da jöleyi de her gün yenilemesi gerekiyordu. Hiç ete temas etmemiş toprak ve jöle olmalıydı. 
Her gün kendi başına uğraşıyordu. 
Bir ilişkinin içinde olmak nasıl bir şeydi? 
Bir sebepleri, bir bahaneleri vardı hep onlara ihtiyacı olduğu sürece. Kim girerse girsin hayatına bedenindeki bir yerinin tadını seviyorlardı. Kimileri bütün bedeninden onlara hazırlayacak gücü olmasa ya da vazgeçtiğinde hazırlamaktan ya da hazırlamak istemese bile yine de koparıp yemişlerdi etinden. 
… 
Onların kendi hayatında bir sebepten ‘’var olmaları’’ yeterdi. 
Ne vücut dönerleri yaptı ondan önceki, önceki ve öncekilere yediler tüm bedeninden vücut etinden yemeklerini, yemeklerin çeşitlerini. 
Önceki, önceki ve önceki! 
Onlara sorduğunda herkesin kendine göre kendilerinden de verdikleri bir şey vardı. 
‘’Vardı ‘’evet. 

Önceki, önceki ve önceki! 

… 
Koca bir küvete jöle döktü. 
Önceki, önceki, öncekiler de evine doluşmuştu. 
Hepsi ayrı odalarda bekleşiyordu. 
Akşam kendine geldiğinde her birini küvete girmesi için ikna etti. 
Her birinin kesti dillerini, ellerini, parmaklarını, onlara ait ne varsa bedenlerinden kesti. 
Kemiklerinin üstünde kalan etlerini sıyırdı iyice. 
Onlara ait ne varsa jölenin içine kattı. 
Bir süre sonra jölenin içinde kayboldu her biri. 
Suyu açtı. Su jöleye karıştı. 
Jöle küvetin deliğinden aktı gitti. 
… 
Tekrar küveti jöle ile doldurdu. 
Sonra küvete kendi girdi. 
Kesmeye başladı kendini. Kesmeye. 
Duyduğu tüm acılara rağmen bu sefer kendini ölene dek kesmekten durmadı. 
Denemeyecekti artık. 
Başka birisi olmayacaktı artık. 
Kendini kesmeye devam etti. 
Kendi kemiğindeki parçaları koparıp kemiğini görene kadar etinden kesti.
Görünen kemiğinden kalan etleri de sıyırdı. 
Kesti, kesti, kendini kesti. 
İstemiyordu artık istemiyordu. Kesti, kesti, kesti... 
Dilini kesti, kulaklarını, burnunu, gözlerine batırdı hızla. 
Her birinin bağırdığı kadar bağıramadı bile. 
Her birini kestiği bıçakla jölenin içinde kendini kesmeye devam etti. 
Sonra ağzını açtı sert bir hamle ile ağzından içeriye batırdı bıçağı. 
Yanakları, ağzı kesik yırtık, bıçak saplı kaldı boğazında, hala hırıldıyordu. 
Hala hırıldıyordu. 
Hala hırıldıyordu. 
Fokur, fokur kan çıkarken hala hırıldıyordu. 
… 
25 Kasım 2010
Gülten Ağrıtmış 

http://www.izedebiyat.com/yazi.asp?id=102589

http://www.izedebiyat.com/yazar.asp?id=17092






846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır/81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları yazara aittir. 

... // ...



Gulten Agritmis Web
https://vimeo.com/gultenagritmis/videos
http://www.facebook.com/pages/Gülten-Ağrıtmış-Yazar/103823253826?fref=ts,


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır. / 81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları saklıdır yazara aittir.
No.5846 accordance with the law of intellectual and artistic Works, all kinds of parts of the work as a whole for the moral and material rights reserved.